erhan ayşan
tıp doktoru
genel cerrahi doçenti
  <-- Geri dön

Türkiye’de Asistan Hekimler (Bir Bilimsel Araştırmanın Sonuçları)

Türkiye’de Asistan Hekimler (Bir Bilimsel Araştırmanın Sonuçları)

Ön Bilgi:
Aşağıdaki makale, Türkiye’de ilk kez, asistan hekimler üzerinde yapılmış çok merkezli bir çalışma olup, Türkiye’deki asistan hekim profilini bilimsel verilerle ortaya koyan (yayınlandığı yıl itibarıyla) tek çalışmadır.
Makale, sayın editörün daveti üzerine, Turk J Med Sci dergisinin 2008 yılındaki ilk sayısında yayınlanmıştır. 

Başlık:
Türkiye’de asistan hekimler. 11 ilde, 1069 asistan hekim katılımlı anketin sonuçları
Yazarlar:
Erhan Ayşan, Gürol Köroğlu, Vildan Türkeli, Abdullah Özgönül, Ali Özyaşar, Çağrı Gülümser, Kemal Kılıç, Türker Ertürk, Özhan Özdemir, Ahmet Hamdi Alpaslan, Savaş Bayrak
Birim:
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Koordinasyon Birimi)

ÖZET
Amaç:
Türkiye’deki asistan hekimlerin sorun, beklenti ve hedeflerini ortaya koymak ve tıpta uzmanlık eğitiminin gelişmesine, iyileştirilmesine katkı sağlamak.
Arka Plan:
Tıpta uzmanlık eğitim süreci öğretim üye kadrosu, eğitim alınan kurum, hükümet politikaları, vs gibi faktörlere bağlı olarak belirgin farklılıklar gösterebilir. Türkiye’deki asistan hekimlerin özellikleri, sorunları, beklenti ve hedefleri öğrenilirse bu sürecin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi daha doğru ve hızlı olarak gerçekleştirilebilir.
Gereç ve Yöntem:
Elli soruluk anket formu hazırlanarak, 11 ilde, 15 üniversite ve 12 teaching hospitalde görev yapan 1069 asistan hekime (İstanbul: 503, Ankara: 116, İzmir: 86, Erzurum: 71, Sivas: 60, Bolu: 49, Bursa: 49, Şanlıurfa: 46, Trabzon: 38, Kocaeli: 32, Van: 20) randomize olarak birebir ulaşılarak anket gerçekleştirildi. Katılımcıların erkek/kadın oranı; 1.53, yaş aralığı; 23-48, ortalama yaş; 28.37, kıdem aralığı; 1-66ay, ortalama kıdem; 19.7 aydır.
Sonuçlar:
%83’ü şu anda eğitim aldığı uzmanlık dalını tercih etmekten memnundur.Uzmanlık eğitimine başlamanın en sık nedeni mesleki tatmindir (%80). %84’ünün kişisel bilgisayarı, %69’unun kişisel internet bağlantısı, %90’ının bir elektronik posta adresi vardır. %44’ü interneti hergün, %26’sı iki günde bir kullanmaktadır. %97’sinin yabancı dili İngilizce olup, resmi yabancı dil seviye tespit sınavlarından herhangi birinden yeterlilik puanı alanların oranı %5.6’dır. %78’inde çalıştıkları bölümde düzenli olarak eğitim toplantıları yapılmaktadır, %16’sında ise hiç yapılmamaktadır. Eğitim toplantısı yapılan hastanelerin %53’ünde haftalık eğitim süresi 1-2 saat, %34’inde 3-4 saat, %13’unda 4 saatten fazladır. %67’si yetersiz teorik, %33’ü yetersiz pratik eğitim aldığını düşünmektedir. %28’ine yazılı sınav, %18’ine sözlü sınav yapılmakta olup, %38’ine hiçbir sınav yapılmamaktadır. %23’ü Medline’ın, %82’si Science Citation Index Expanded’ın ne olduğunu, %65’i ise uzmanlık tezinin nasıl hazırlanacağını bilmemektedir. %65’i şimdiye kadar en az bir kez Medline üzerinden makale taraması yapmıştır. %58’inin hiç bilimsel yayını yoktur. 10’dan fazla bilimsel yayına sahip olma oranı %3’dür. %56’sı Türkiye’de halen geçerli olan yasal uzmanlık eğitim süresini yeterli, %36’sı ise uzun bulmaktadır. %37’si rotasyonlar sırasında verilen eğitimi yetersiz bulmaktadır.
Alt kıdem asistanların %61’i üst kıdemlerle ve üst kıdem asistanların da %65’i alt kıdemlerle olan iletişimde herhangi bir sorun yaşamamaktadır. Eğitim süresince en zorlanılan konular; %56 iş yoğunluğu, %45 nöbetlerin çokluğu, %44 ekonomik sorunlardır. Eğitim tamamladıktan sonraki hedefler; %30 özel hastanede çalışmak, %29 akademik kariyer yapmak, %22 özel muayenehane açmak, %19 yurtdışında çalışmaktır.
Tartışma:
Teknolojiye ulaşma ve kullanma oranları görece yüksektir ancak eğitime ayrılan süre düşüktür. Eğitimin değerlendirilmesi yetersizdir. Rotasyonlar efektif değildir. Bunlara bir de iş, nöbet yoğunluğu ve ekonomik sorunlar eklenmektedir. Sonuç olarak, teorik ve pratik bilgide, bilimsel yayın için gerekli temel bilgide, yabancı dil bilgisinde ve yayın sayısında eksikler ortaya çıkmaktadır.
Sorunların çözümü için uzmanlık eğitim süresini uzatmak yoluna gidilmesi memnuniyetsizliği arttırabilir, motivasyonu azaltabilir. Sürenin eğitimciler tarafından iyi kullanılması, daha doğru bir yaklaşım olabilir.
Anahtar Kelimeler:
Asistan, doktor, tıp, sorgulama, anket.

GİRİŞ

Bir anabilim dalında uzman olmak amacıyla; eğitim, öğretim, kamu hizmetleri, araştırma ve uygulamalar yapmak üzere atanan tıp doktorlarına asistan hekim ya da uzmanlık öğrencisi denir.
Bilimsel bilgi miktarının oldukça fazla arttığı ve buna ulaşmanın oldukça kolay olduğu günümüzde tüm tıp bilgisine ve tıptaki tüm gelişmelere hakim olabilmek olanaksızdır (1). Gerek bu durum, gerekse diğer faktörler birçok hekim ve hekim adayını bir dalda uzmanlık eğitimi almaya yöneltmektedir. 
Tıpta uzmanlık eğitimi, lisans üstü eğitimler içinde en pahalı, en uzun ve en çok sorumluluk yüklenilenlerinden biri olup üç bileşenden oluşur; organizasyon (yasa ve yönetmelikler), süreç (öğrenme-eğitim etkinlikleri ve uygulamaları, kamusal hizmetler, bilimsel araştırma) ve sonuç (yeterlilik, sertifikasyon) (2). 
Uzmanlık eğitim süreci; ülke, şehir, hükümet politikaları, eğitim alınan kurum, öğretim üye kadrosu, ülke ekonomisi, vs ile bağlantılı olarak belirgin farklılıklar gösterebilir. Şartlar ne olursa olsun süreç içindeki aktiviteler aksamamalı, birbirleriyle denge içinde ve gerçekçi olmalıdır.
Şüphesiz, birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de tıpta uzmanlık eğitiminde çeşitli sorunlar vardır. Ancak bunların boyutu ve son dönemde gelinen noktanın ne olduğu bilinmemektedir.
Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki asistan hekimlerin sorun, beklenti ve hedeflerini ortaya koyarak eğitim organizasyon ve sürecinin geliştirilme ve iyileştirilmesine katkı sağlamaktır. Böylece daha fazla bilgili, daha fazla bilgi üreten ve dolayısıyla topluma ve hasta insanlara daha yararlı uzman hekimler yetişebilir. 

MATERYAL ve METOD

Çalışma projesi İstanbul Teaching Hospital Genel Cerrahi kliniğinde gerçekleştirilmiş ve bu hastanenin etik kurulundan onam alınmıştır. 
Bu araştırma kesitsel tipte yapıldı. Türkiye’de 81 il vardır ve bu illerden 38 tanesinde tıpta uzmanlık eğitimi veren 33 tane üniversite, 6 tanesinde ise tıpta uzmanlık eğitimi veren 36 tane teaching hospital vardır.  Ancak bu teaching hospital’lerin 19 tanesi spesifik branş hastanesi olup üçten çok bilim dalında uzmanlık eğitimi veren hastane sayısı 17’dir.
Türkiye’de tıpta uzmanlık eğitimi veren en büyük 11 ildeki, 15 üniversite ve sağlık bakanlığına bağlı 12 teaching hospital’de Ocak-2006 tarihi itibarıyla çalışan 5270 asistan hekim bu araştırmanın evrenini oluşturdu. Ulaşılması gereken örneklem büyüklüğü %90 power, %2 yanılma payı ve %5 tip-I hata düzeyi ile GraphPad instat V.3 programında 1044 kişi olarak hesaplandı. Ocak-2006 ile Ocak-2007 tarihleri arasında araştırma evreni içinde yer alan üniversite ve teaching hospital’lerde görev yapan 1069 asistan hekime (647 erkek, 422 bayan, erkek/kadın; 1.53, yaş aralığı; 23-48, ortalama yaş; 28.37, kıdem aralığı; 1-66ay, ortalama kıdem; 19.7) randomize olarak birebir ulaşıldı.
Araştırma kapsamındaki 27 hastanedeki asistan hekimlerin %20.2’si ankete katıldı. Bu oran üniversite hastanelerinde %16.5, sağlık bakanlığı hastanelerinde %23.9 idi. Bilim dalları cerrahi, dahili ve temel olarak sınıflandırıldığındaysa katılım sırasıyla, %28.1, %23.4 ve %8.9 idi. 
Katılımcılar toplam 25 bilim dalına mensuptu. Bunların 494 (%46) tanesi cerrahi tıp bilimleri, 476 (%44) tanesi dahili tıp bilimleri, 99 (%9) tanesi ise temel tıp bilimlerindendi (tablo-1).
Katılım sağlanan hastanelerin illere göre dağılımı ve katılımcı sayıları şöyledir:
İstanbul (toplam 503):
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (n: 49), İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (n: 26), Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi (n: 24), İstanbul Teaching Hospital (n: 59), Göztepe Teaching Hospital (n: 56), Bakırköy Sadi Konuk Teaching Hospital (n: 52), Şişli Etfal Teaching Hospital (n: 47), Haydarpaşa Numune Teaching Hospital (n: 41), Okmeydanı Teaching Hospital (n: 37), Kartal Teaching Hospital (n: 35), Haseki Teaching Hospital (n: 34), Vakıf Gureba Teaching Hospital (n: 24), Fatih Sultan Mehmet Teaching Hospital (n: 19).
Ankara (toplam 116):
Ankara Üniversitesi (n: 92), Ankara Numune Teaching Hospital (n: 24)
İzmir (toplam 86):
Ege Üniversitesi (n: 34), Dokuz Eylül Üniversitesi (n: 25), Tepecik Teaching Hospital (n: 27).
Diğer  İller (toplam 364):
Erzurum Atatürk Üniversitesi (n: 71), Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (n: 60), Bolu İzzet Baysal Üniversitesi (n: 49), Bursa Uludağ Üniversitesi (n: 49), Şanlıurfa Harran Üniversitesi (n: 46), Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi (n: 37), Kocaeli, Kocaeli Üniversitesi (n: 32) ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (n: 20)
.

Bilim
Dalı

Katılımcı Sayısı

Genel Cerrahi

134

İç Hastalıkları

126

Jinekoloji

115

Pediatri

87

Aile Hekimliği

80

Nöroloji

56

Radyoloji

41

Kulak Burun Boğaz

38

Kardioloji

35

Göz Hastlalıkları

33

Göğüs Hastalıkları

31

Üroloji

31

Ortopedi

25

İnfeksiyon Hastalıkları

25

Mikrobiyoloji

24

Kardiovasküler Cerrahi

23

Acil Tıp

22

Fizik Tedavi

22

Psikiyatri

21

Patoloji

18

Plastik Cerrahi

18

Dermatoloji

17

Biyokimya

16

Beyin Cerrahisi

16

Anesteziyoloji

15

Toplam

1069

Tablo-1:
Katılımcıların çalıştıkları bilim dallarına göre dağılımı.

Anket, tümü hekim olan çalışmacılar (authors group) tarafından yüzyüze anket tekniği ile yapılmıştır. Hiçbir anket formu katılımcılara herhangi bir iletişim aracı ile (telefon, faks, posta, e-posta) gönderilmemiş ya da onlardan geri alınmamıştır. Katılımcıların anket formunu kendi el yazılarıyla doldurmaları sağlanmıştır.
Hiçbir anket formuna katılımcının kimliğini belirten herhangi bir bilgi yazılmamıştır. Böyle bir kimlik belgelemesinin olmayacağı her anket formunun ilk sayfasına büyük harflerle ve kalın yazı karakteriyle yazılmış ve ayrıca bu durum her katılımcıya sözlü olarak da ifade edilmiştir. 
Anket soruları, çalışmacılar tarafından, web üzerinden gerçekleştirilen sanal toplantılar ile belirlenmiş olup; 8 adet tanımlayıcı, 16 adet iki seçenekli (evet/hayır, var/yok), 20 adet çoktan seçmeli, 6 adet boşluk doldurma tipi sorudur.
İstanbul’da yapılan anketler İstanbul Teaching Hospital’de toplanmıştır. İstanbul dışındaki diğer illerde anket sona erdiğinde, o ile ait tüm formlar o ildeki çalışmacı tarafından postaya verilerek İstanbul Teaching Hospital’e gönderilmiştir. Gelen formlar burada Microsoft Office XP versiyon 2006 yazılımındaki Excel Programına aktarılmış ve istatistik veriler bu belge üzerinden değerlendirmeye alınmıştır.
Sonuçlar yüzdelik oranlar olarak sunulmuştur. Katılımcılara anket formundaki tüm sorulara yanıt verme zorunluluğu uygulanmamıştır. Katılımcılar bazı sorulara yanıt vermeden geçme özgürlüklerini kullanmışlardır, dolayısıyla sonuçlar bölümünde (bir soruya verilen tüm yanıtların sunulduğu durumlarda) toplam değer yüz tam sayısını bulmayabilir.

SONUÇLAR

Katılımcıların %55’i bekar, %40’ı evlidir. %79’unun çocuğu yoktur, %17’sinin bir, %0.4’ünün iki, %0.006’sının üç çocuğu vardır.
Hastaneye ulaşımda %45’i kendi otomobilini, %26’si toplu taşıma araçlarını, %0.03’ü personel servisini kullanmakta olup, %18’i herhangi bir araç kullanmamaktadır.
%46’sı daha önce pratisyen hekim olarak çalışmış, %52’si ise pratisyen hekimlik yapmamıştır.
%9’u daha önce en az bir bilim dalında uzmanlık eğitimi almaya hak kazanmıştır ancak bunların sadece %11’i bu eğitimi tamamlamıştır.
%83’ü şu anda eğitim aldığı uzmanlık dalını tercih etmekten memnundur. Memnun olmayanların (%14), eğitimini almak istedikleri bilim dalları tablo-2’de gösterilmiştir.

Bilim Dalı

Eğitim Almak İsteyenler (%)

Göz Hastalıkları

%22

Dermatoloji

%20

Jinekoloji

%13

Radyoloji

%12

Kardiyoloji

%10

Pediatri

%9

İç Hastalıkları, Psikiatri

%6

Fizik Tedavi

%3

Plastik Cerrahi

%2

Genel Cerrahi, Ortopedi, Kulak Burun Boğaz, Pratisyen, Üroloji

%2

İnfeksiyon, Spor hekimliği

%1

Tablo-2:
Şu anda bulunduğu uzmanlık dalından memnun olmayanların, eğitimini almak istedikleri bilim dalları.

Birden çok yanıtın tercih edilebildiği soruda, uzmanlık eğitimine başlama gerekçesi olarak %80 mesleki tatmin (bir bilim dalındaki tüm konulara hakim olabilmek), %41.6 toplumda daha saygın bir yer edinmek, %31 daha çok para kazanmak, %6 ise diğer nedenler gösterilmiştir.
Katılımcıların kişisel bilgisayar ve kişisel internet bağlantısına sahip olma oranları tablo-3’de gösterildiği gibidir.

Süre


Bilgisayar

İnternet

Yok

%16

%31

1 yıldır var

%29

%24

2-5 yıldır var

%37

%33

>5 yıldır var

%18

%12

Tablo-3:
Kişisel bilgisayar ve internet bağlantısına sahip olma süre ve oranları.

%90’ının bir elektronik posta adresi vardır. İnterneti kullanma periyotları sorgulandığında; %44’ü hergün, %26’sı iki günde bir, %29’u haftada bir, %1’i ise ayda bir veya daha seyrek olarak interneti kullandıklarını belirtmişlerdir.
%91’i “Microsoft Power Point” programının ne olduğunu bilmektedir. %7’si ya ne olduğunu bilmemektedir ya da bu soruya yanlış yanıt vermiştir.
Katılımcıların tamamının ana dili Türkçe’dir. Uzmanlık eğitimi öncesi eğitimini aldıkları yabancı dil; %97’sinde İngilizce, %2’sinde Almanca, %0.6’sında Fransızca, %0.4’ünde diğer dillerdir.
Eğitimini aldıkları bu yabancı dili %8’i çok iyi düzeyde, %29’u iyi düzeyde, %44’ü orta düzeyde, %19’u kötü düzeyde bildiklerini ifade etmişlerdir. Ancak devlet ve/veya Türkiye yüksek öğrenim kurulu tarafından düzenlenen resmi yabancı dil seviye tespit sınavlarından (kamu personeli dil sınavı ve üniversitelerarası kurul dil sınavı) herhangi birine katılım oranı %11’dir. Bunlar içinde 60 ve üzeri puan alanların oranı %52 olup, tüm katılımcılar için değerlendirme yapıldığında bu oran %5.6’dır.
Uzmanlık eğitimine başlandığında kendisine verilecek eğitimin amacı, programı ve kuralları hakkında açıklama yapılan katılımcı oranı %45 olup, %51’ine bu konuda herhangi bir bilgilendirme yapılmamıştır. %43’üne satın alması gereken temel bilimsel kitaplar hakkında bilgi verilmiş, %52’sine bu konuda bilgi verilmemiştir.
%78’i çalıştıkları bölümde düzenli olarak eğitim toplantıları yapıldığını, %6’sı düzensiz olarak yapıldığını, %16’sı ise yapılmadığını ifade etmiştir.
Eğitim toplantısı yapılan hastanelerin %53’ünde haftalık eğitim süresi 1-2 saat, %34’inde 3-4 saat, %13’ünde dört saatten fazla olarak belirtilmiştir.
Eğitim toplantılarının %44’ü olgu tartışması, %16’sı mortalite-morbidite tartışması, %29’u her ikisi birden, %11’i ise hasta ve/veya model üzerinde uygulamalı olarak yapılmaktadır.
%52’si bölümündeki öğretim üye ve/veya uzmanlarının tümüne rahatlıkla soru sorabilirken, %5’i hiçbirine rahatlıkla soru soramamaktadır. Öğretim üye ve/veya uzmanların kendilerine olan davranışlarını; %63’ü yardımcı-destekleyici, %19’u ilgisiz-duyarsız, %11’i küçük düşürücü-ezici bulmaktadır.
%64’ü bölüm başkanından memnun, %22’si kısmen memnundur. %11’i kesinlikle memnun değildir.
Şimdiye kadar olan eğitim süresince aldıkları teorik ve pratik eğitimin yeterliliği hakkında ne düşündükleri sorulduğunda, alınan yanıtların oranları tablo-4’de gösterilmiştir.

 

Teorik Eğitim Yetersiz

Pratik Eğitim Yetersiz

Üniversite Hastanesi

%51

%32

Eğitim-Araştırma Hastanesi

%83

%34

Toplam

%67

%33

Tablo-4:
“Şimdiye kadar olan eğitim süresince aldığınız teorik ve pratik eğitim hakkında ne düşünüyorsunuz” sorusuna verilen yanıtlar.

Eğitimi değerlendirmek amacıyla %28’ine yazılı sınav, %18’ine sözlü sınav, %14’üne hem yazılı hem sözlü sınav uygulanmakta olup, %38’ine hiçbir sınav uygulanmamaktadır.
%86’sı ulusal ya da uluslararası bilimsel kongrelerin eğitimlerine katkısı olacağını düşünmektedir ancak %75’i bilimsel kongrelere katılabilmeleri için gerekli yönetimsel düzenlemelerin yapılmadığını belirtmiştir.
%23’ü Medline’ın, %72’i Science Citation Index Expanded’ın ne olduğunu bilmemektedir ve %35’i Medline üzerinden bilimsel makale taraması hiç yapmamıştır.
%78’i bilimsel araştırma planlamak ve yürütmekle ilgili herhangi bir eğitim almamıştır ve %52’si bir bilimsel araştırma yapmak için özendirilmediğini düşünmektedir.
Katılımcıların tüm bilimsel yayınları (bilimsel dergi makalesi, ulusal ya da uluslararası bilimsel kongre sözlü sunumu ya da poster sunumu) tablo-5’de gösterilmiştir.

BİLİMSEL YAYIN SAYISI

0

1

2-5

6-10

>10

Uluslararası Dergi Yayınları

%84

%6

%4

%0.6

%0.5

Tüm Dergi  Yayınları

%71

%11

%12

%1

%0.6

Uluslararası Kongre Sunumları

%92

%3

%1

%0

%0

Tüm Kongre Sunumları

%45

%13

%28

%5.4

%5.5

Genel Toplam

%58

%12

%20

%3

%3

Tablo-5:
Bilimsel yayın sayıları
Bölüm içinde yapılan bir bilimsel çalışmaya hiç bir katkı sağlamamış olsa da bölüm başkanının veya bölümün öğretim üye ya da uzmanlarının o yayında ismi olması gerektiğini düşünenlerin oranı %41 olup, etik olmadığı için bunun olmaması gerektiğini düşünenlerin oranı %44’dür.
%65’i uzmanlık tezinin nasıl hazırlanacağını bilmemektedir. %35’inin tez konusu belirlenmiş ve kendilerine verilmiştir. Bu gruptakilerin %69’u tez konusundan memnunken, %31’i memnun değildir.
%56’sı Türkiye’de halen geçerli olan yasal uzmanlık eğitim süresini yeterli bulmaktadır. %5’i kısa bulmakta ve arttırılmasını istemekte, %36’sı ise uzun bulmakta ve kısaltılmasını istemektedir.
Rotasyonlar sırasında verilen eğitimi %20’si yeterli bulmakta, %30’u kısmen yeterli bulmakta, %37’si ise yetersiz bulmaktadır.
Alt kıdem asistanların %61’i üst kıdemlerle olan ilişkilerinde herhangi bir sorun yaşamamakta olup; %32’si küçük; %5’i ise ciddi sorunlara sahiptir. Üst kıdem asistanların %65’i alt kıdemlerle olan ilişkilerinde herhangi bir sorun yaşamamakta olup; %25’i küçük; %1’i ise ciddi sorunlara sahiptir.
Birden çok yanıtın tercih edilebildiği soruda, eğitim süresince en çok zorlayan konular; %56 iş yoğunluğu, %45 nöbetlerin çokluğu, %44 ekonomik sorunlar, %22 bölüm içi iletişim yetersizlikleridir.
Birden çok yanıtın tercih edilebildiği soruda, katılımcılar, eğitimlerini tamamladıktan sonra; %30 özel hastanede çalışmayı, %29 akademik kariyer yapmayı, %22 özel muayenehane açmayı, %19 yurtdışında çalışmayı hedeflemektedirler.

TARTIŞMA
Büyük kitleleri ilgilendiren konularda bilgi edinmek amacıyla, yazılı bir form veya bir konuşmacı aracılığıyla yapılan araştırmalara anket çalışması denir. Birçok mesleki ve etnik grupta anketlere katılımı sağlamak güç olup, katılımları sağlanan bireylerden ciddi ve gerçekçi yanıtlar almak da bir diğer önemli sorundur. Üstelik tıpta birçok anket (klasik ya da elektronik) posta yoluyla yapılır. Posta yoluyla yapılan çalışmalarda geri bildirim oranı genelde daha da düşüktür; %30.1’lere kadar düşen geri bildirim oranlarına sahip çalışmalar vardır (1,3,4). 
Bu çalışmada, hem katılımcıların çalıştıkları kliniklere gidilerek onlara birebir ulaşılmış, hem de anketörlük görevi çalışmacı hekimlerin kendileri tarafından yapılmıştır.
Medline tarandığında, herhangi bir ülkede asistan hekimler üzerinde yapılmış ülke çapında bir anket çalışmasına rastlanmadı. Benzer durum Türkiye için de geçerlidir. Türkiye’de asistan hekimlerin aldıkları eğitim ve çalışma ortamları ile igili ülke çapında bir araştırma daha önce yapılmamıştır. Bu konuda sadece, Ulusal Hekimler Birliği tarafından bir ili (İzmir) kapsayan lokal bir çalışma yapılmıştır (5). Bizim çalışmamız da Türkiye’deki tüm uzmanlık eğitimi veren kurumları kapsamamaktadır. Ancak ülkedeki en büyük illeri, eğitim araştırma hastanesi bulunan tüm illeri ve (spesifik branş hastaneleri hariç) tıpta uzmanlık eğitimi veren kurumların yarısından fazlasını (27/50) kapsamaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmanın, hem Türkiye, hem de dünyadaki tıpta uzmanlık eğitiminin iyileştirilmesine katkı sağlaması umulmaktadır.
Asistan hekimlerin, eğitim aldıkları bilim dalını tercih etmekten duydukları memnunluk düzeyinin oldukça yüksek olması (%83) çok önemlidir. Bu durum; eğitimde, bilimsel bilgi üretiminde ve kamusal hizmette istekli çalışarak yüksek performans sağlamalarını doğrudan etkileyebileceği gibi, eğitim kalitesinde kritik önemi olan well being düzeyleri için de değerli bir ölçüt olarak kabul edilebilir (4,6). Eğitim aldıkları bilim dalından memnun olmayan hekimler en sık göz (%22) ve dermatoloji (%20) bilimlerine ilgi duymaktadırlar. Nitekim bu bilim dalları Türkiye’deki uzmanlık eğitimine giriş sınavında en yüksek puanlı bilimler arasındadırlar. Bu bölümlerde nöbet sayısının ve kamusal hizmet yoğunluğunun daha az olması ile uzmanlık sonrası parasal gelirin görece yüksek olması tercih nedenleri içinde önemli yer tutuyor olabilir.
Uzmanlık eğitiminin her aşaması (başlangıç kararı, süreç, uzmanlık sonrası hedefler) ekonomi ile yakın bir ilişki içerisindedir (7,8,9). Wheatley et al tarafından doksan iki kardiotorasik surgery asistanı üzerinde yapılan bir anket çalışmasında da benzer bir durum ortaya çıkmış ve katılımcıların sadece %87.2’si uzmanlık eğitimi sonrası özel hekimlik yapmayı tercih etmiştir. Sadece %12.8’i akademik kariyer yapmayı planlamışlardır (9).
Çalışmamızdaki katılımcıların yaklaşık 1/3’ü uzmanlık eğitimine daha çok para kazanmak için başlamaktadır ve aynı gerekçe eğitimi tamamladıktan sonraki hedefler içinde en sık tercih edilen (%52) olmuştur. Üstelik çalışmamızdaki asistan hekimlerin %44’ü eğitim süreci içinde ekonomik sorunlar yaşamaktadır. Bir eğitim süreci olarak bakıldığında, ekonomiyle olan bu yakın ilişki eğitimin kalite ve kantitesi üzerinde olumsuz etkiler gösterebilir. Bu sürece, sosyal açıdan, bir meslek öğrenme ve bu yolla yaşamını devam ettirme olarak bakıldığında ise kabul edilebilir görülebilir (7,8). Ancak şu da göz ardı edilmemelidir ki, asistan hekimler, uzmanlık eğitimine başlama gerekçesi olarak en sık (%80), “bir bilim dalındaki konulara hakim olmayı” tercih etmişlerdir. Burada asıl yapılması gereken, eğitim hedefleri ile ekonomik hedefler arasındaki dengenin doğru sağlanmasıdır.   
Asistan hekimler büyük bir oranda (%84) kişisel bilgisayara ve bunu eğitsel amaçlı kullanacak bilgiye sahiptirler (tıp biliminde en sık kullanılan bilgisayar programlarından biri olan “Microsoft Power Point”in ne olduğunu bilenlerin oranı; %91). Ayrıca, kişisel internet bağlantısına sahip olma oranı yüksektir (%69) ve internete oldukça sık girmektedirler (%70 en az iki günde bir, %44 hergün). Bu veriler; teknolojiyi bilme, ulaşma ve kullanma sıklığının yüksek olduğunu göstermektedir. 
Yabancı dil olarak %97 oranında İngilizce’ye sahip olmak, günümüzde İngilizce’nin resmi bilim dili olarak kabul görmesi açısından önemlidir. Ancak İngilizce dil bilgisi düzeyi oldukça düşük gözükmektedir (resmi yabancı dil seviye tespit sınavlarına katılım oranı %11, bu sınavların herhangi birinden yeterli puan alma oranı %5.6). Bu durum, ana dili İngilizce olmayan tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de bilim eğitimi açısından önemli bir sorundur.
Bu çalışmada asistan hekimlere verilen eğitim iki temel başlıkta değerlendirilmiştir:
Bilimsel bilgi (teorik ve pratik) sunumu
Bilim üretme bilgisi (temel bilimsel yayın bilgisi) sunumu
Asistan hekimlerin yaklaşık 2/3’ü eğitimciler tarafından kendilerine yetersiz teorik, yaklaşık 1/3’ü ise yetersiz pratik eğitim verildiğini düşünmektedir.
Üniversite ve eğitim-araştırma hastaneleri karşılaştırıldığında; pratik bilgi sunumu açısından arada belirgin bir fark olmamamakla birlikte (%32’ye karşılık %34), eğitim-araştırma hastanelerinde teorik eğitim sunumunun belirgin olarak daha az olduğu (%51’e karşılık %83) görülmektedir.
Anketteki sorulara verilen yanıtlar üzerinden gidildiğinde, eğitim konusunda yaşanan sorunların nedenleri şunlar olabilir:
1. Eğiticiler asistan hekimlere başlangıç döneminde yeterli ön bilgilendirme ve yönlendirme yapmamaktadır: Başlangıç döneminde, kendisine verilecek eğitimin amacı, programı ve kuralları hakkında açıklama yapılmama oranı %51, satın alması gereken temel bilimsel kitaplar hakkında bilgi verilmeme oranı %52.
2. Eğitim toplantıları ve bunların süreleri azdır: Bölüm içi eğitim toplantıları %16 oranında hiç, %6 oranında düzensiz olarak yapılmaktadır. Düzenli eğitim yapılan bölümlerin %53’ünde haftalık eğitim süresi iki saatten azdır ve bunların %44’ü sadece olgu tartışması şeklinde yapılmaktadır.
3. Eğitimcilerin asistan hekimlerle iletişiminde sorunlar vardır: “Eğitimcilerinize rahatlıkla soru sorabiliyormusunuz” sorusuna katılımcıların %43’ü yanıt vermemiştir ve %5’i hiçbirine rahatlıkla soru soramadıklarını ifade etmiştir. %19’u eğitimcilerini ilgisiz-duyarsız, %11’i küçük düşürücü-ezici bulmaktadır. %33’ü bölüm başkanından memnun değildir.
4. Eğitim değerlendirme sınavlarının yeterli yapılmaktadır: %38’ine hiçbir sınav (yazılı ve/veya sözlü) uygulanmamaktadır.
5. Rotasyonlarda verilen eğitim yetersizdir (%80).
6. Kongrelere katılım için gerekli yönetsel düzenlemeler yetersizdir (%75).
7. Kamusal hizmet yoğunluğu fazladır (%56) ve nöbetler çoktur (%45).
Bu çalışmada asistan hekimlerin bilim üretme düzeyleri (dünya bilimine katkıları), toplam bilimsel yayın sayıları ile değerlendirilmiştir. Bu konu ayrıca asistan hekimlerin uluslararası bilimsel yayınlarının citation’larına bakılarak da değerlendirilebilirdi ancak uluslararası bilimsel yayın sayıları çok az olduğu için böyle bir araştırma yapılmadı.
Ne yazık ki toplam bilimsel yayın sayıları oldukça düşüktür. En sık yapılan (%85) bilimsel yayın türü ulusal kongre sunumlarıdır (sözlü sunum ya da poster). Bunlar içinde en sık yapılanı ise posterdir (%68). %54’ünün hiç bilimsel yayını yoktur. %71’inin herhangi bir dergi makalesi, %84’ünün ise uluslararası dergi makalesi yoktur (tablo-5).  
Bu durumun nedenleri içinde şüphesiz, eğitimde yaşanan  sorunlar vardır ancak spesifik olarak bakıldığında, bir bilimsel araştırmayı planlamak ve yürütmekle ilgili eğitimin oldukça yetersiz verilmesi (%78), bu konuda gerekli özendirmenin yetersiz yapılması (%52), uzmanlık tezinin nasıl hazırlanacağı hakkındaki eğitimin yetersiz  verilmesi (%65) de önemli nedenler olabilir.
Hiçbir ülke tıpta uzmanlık eğitiminin kusursuz olduğunu iddia etmemektedir. Bu bağlamda Türkiye’de de eksikler ve sorunlar vardır. Şüphesiz ki, bunların çözümü için sağlık bakanlığı ve özerk yapıdaki üniversite senatoları tarafından yapılacak yasal düzenlemeler önemli bir yer tutacaktır. Ancak bu süreçte eğiticilerin eğitimi de çok önemlidir (3,10). Yaş ortalaması görece genç olan (bu çalışmada 28) bir hekim kitlesine etkin bir şekilde bilimsel bilgiler ve bilim üretme bilgisi aktarmak ancak eğitim verme konusunda eğitimli olmalarıyla sağlanabilir.  
Sorunların çözümü için uzmanlık eğitim süresinin uzatılmasının getireceği yararlar tartışmalıdır. Nitekim, yapılan çalışmalarda, asistan hekimlerde sıklıkla görülen burnout’un önlenmesinde ve well-being’in sağlanmasında çalışma saatlerinin kısaltılması ilk basamak tedbir olarak öne sürülmektedir (6,11).  Üstelik Hutter et al.in çalışmasında asistan hekimlerin çalışma sürelerinin kısaltılmasının hasta bakım kalitesini düşürmediği de gösterilmiştir (12).
Çalışmamızda da katılımcıların yaklaşık yarısı yasal uzmanlık eğitim süresini yeterli bulmakta, yaklaşık 1/3’ü ise daha da kısaltılmasını istemektedir. Dolayısıyla sorunların çözümünde süre arttırımı değil, eğitimli eğiticilerle sağlanacak verim arttırımı daha doğru bir yaklaşım olabilir.

KAYNAKLAR

1- Burke DT, DeVito MC, Schneider JC, Julien S, Judelson AL. Reading habits of physical medicine and rehabilitation resident physicians. Am J Phys Med Rehabil. 2004 Jul;83(7):551-9.
2- Cicek C, Terzi C. Tipta uzmanlik egitimi. 1st ed. Ankara. Turk Tabipler birligi yayinlari; 2006
3- Narasimhan S, Ranchord A, Weatherall M. International medical graduates' training needs: perceptions of New Zealand hospital staff. N Z Med J. 2006 Jun 23;119(1236):U2027.
4- Cohen JS, Patten S. Well-being in residency training: a survey examining resident physician satisfaction both within and outside of residency training and mental health in Alberta. BMC Med Educ. 2005 Jun 22;5:21
5- İzmir çalışması......
6- Goitein L, Shanafelt TD, Wipf JE, Slatore CG, Back AL. The effects of work-hour limitations on resident well-being, patient care, and education in an internal medicine residency program. Arch Intern Med. 2005 Dec 12-26;165(22):2601-6.
7- Szafran O, Crutcher RA, Banner SR, Watanabe M. Canadian and immigrant international medical graduates. Can Fam Physician. 2005 Sep;51:1242-3. 
8- Mroczkowski P, Granowski D, Nestler G, Pross M, Lippert H. Situation of surgical residents in central Germany. Chirurg. 2007 Mar;78(3):254-258
9- Wheatley GH, Lee R. Where have all the cardiothoracic surgery residents gone? Placement of graduating residents by United States thoracic surgery training programs, 1998 to 2002. Heart Surg Forum. 2006;9(3):E618-22. 
10- Klessig JM, Wolfsthal SD, Levine MA, Stickley W, Bing-You RG, Lansdale TF, Battinelli DL. A pilot survey study to define quality in residency education. Acad Med. 2000 Jan;75(1):71-3
11- Gopal R, Glasheen JJ, Miyoshi TJ, Prochazka AV. Burnout and internal medicine resident work-hour restrictions. Arch Intern Med. 2005 Dec 12-26;165(22):2595-600
12- Hutter MM, Kellogg KC, Ferguson CM, Abbott WM, Warshaw AL. The impact of the 80-hour resident workweek on surgical residents and attending surgeons. Ann Surg. 2006 Jun;243(6):864-71